Anasayfa
Mehmed Feyzi Efendi
Başbuğ
Serdengeçti
Ozan Arif
Musa Özdağ
Hat San'atı
Resimler
Tasarımlar
Türk Adları
Şiirler
Tasavvuf
Söyleşi
Kitap Özetleri
Ziyaretçi Defteri-Yeni
Bağlantılar
Site Haritası
Alperen'den
Not Etttiklerimiz-Yeni

 

 

 

Toros Yüzlü Adam

Osman Yüksel Serdengeçti ŞİİRLERİ

 

Hapishane Türküsü

Yangın Var

İstiklal Marşı Şairi M. Akif’in Ruhuna İthaf

Bir Şehid'in Ardından

Hz. Mevlana'yı Ziyaret

İmparatorluğa Mersiye

Mektup

Sevmek ve Sevilmek Gibi Tat Varmı ki Başka

 

 

 

 

HAPİSHANE TÜRKÜSÜ


Yıkılası hapishane damları anam
Yandım Allah yandım, daha mı yanam
İçtiğimiz gözyaşı, ekmeğimiz gam

Yıkılası hapishane damları anam
Yandım Allah yandım, daha mı yanam

Her yeri kaplamış bir kara duman
Geçmiyor, geçmiyor şu kahpe zaman
Bir af çıkmazsa da halimiz yaman

Yıkılası hapishane damları anam
Yandım Allah yandım, daha mı yanam

Feryadıma ses vermez, duvarlar dilsiz
Geçiyor baharlar çemensiz, gülsüz
Kötürüm gibiyim ayaksız, elsiz

Yıkılası hapishane damları anam
Yandım Allah yandım, daha mı yanam

Hep de bize imiş feleğin cevri
Döndü gayrı dünya, değişti seyri
Bu devir alçaklar, korkaklar devri

Yıkılası hapishane damları anam
Yandım Allah yandım, daha mı yanam

Herkesin derdi de başından aşkın
Her kimi gördümse serseri, şaşkın
Yemeksiz, gömleksiz, perişan, düşkün

Yıkılası hapishane damları anam
Yandım Allah yandım, daha mı yanam

Bozulmuş düzeni, çalmıyor sazım
Geçmiyor, geçmiyor kimseye nazım
Ben bir Köroğlu'yum, nerde Ayvaz'ım

Yıkılası hapishane damları anam
Yandım Allah yandım, daha mı yanam

Çıkar avluda volta vururum
Bu sefil hayatı böyle sürürüm
İflah etmez, ben bu yerde çürürüm

Yıkılası hapishane damları anam
Yandım Allah yandım, daha mı yanam

Düşmüşüm yatağa hastayım, hasta
Gözlerim kapıda, kulağım seste
Yastayım kardaşlar yastayım yasta

Yıkılası hapishane damları anam
Yandım Allah yandım, daha mı yanam

Geceler iner de, doğar yıldızlar
Köyümü andıkça yüreğim sızlar
Aklıma geliyor gelinler, kızlar

Yıkılası hapishane damları anam
Yandım Allah yandım, daha mı yanam

Akşam olur, kapılar kitlenir
Kimi kumar oynar, kimi bitlenir
Buraya düşen her derde katlanır

Yıkılası hapishane damları anam
Yandım Allah yandım, daha mı yanam

Kimi esrar çeker, düşer dalgaya
Kimi bıçak çeker, girer kavgaya
...............................
Yıkılası hapishane damları anam
Yandım Allah yandım, daha mı yanam

 


 

YANGIN VAR

-Sevgili Kardeşim Rafet Baştav'a-


Yangın var, bağrım yanık, herkes şaka sanıyor,
Yanıyor avuçlarım bir kor gibi yanıyor.
Ya Rabbim neydi bu hal, başa gelenler neydi?
Ya ben cehennemdeyim, ya Cehennem bendeydi,
Denizlere atılsam deniz kurtarmaz beni,
Ufuklara uzansam ufuk da sarmaz beni.


 

İSTİKLAL MARŞI ŞAİRİ M. AKİF'İN RUHUNA İTHAF...

 

İyilik ve güzellik taşıyor her yerinden
Sevdim sevgilim diye Anayurdu derinden
Neye baksam sevindim sevdim ne varsa her yerde
Yurtta bulunmak bile deva olur çok derde
Şu uçuşan kırlangıç, sarı asma ne güzel
Şu nur topu yavruda allı basma ne güzel
Güzellik kaynağıdır yeryüzü gök ve deniz
Tatlıdır Anayurtta her yüze bakan beniz
Gözü besler yemyeşil top top çam ağaçları
Ne hoştur karşı dağın kıvrımlı yamaçları
Irmaklarda ırmakta gümüştün balıklar oynaşırlar
Vadilerde yaylada davarlar kaynaşırlar
Başka yerin bu kadar ılık güneşi yoktur
Bence öz yurdun benzeri eşi yoktur
Gözlerim dalar gider ufkun rengarengine
Bilmem hiç rastlanır mı yeryüzünde dengine
Öyle bir renk çökmüş ki mavi,mor diyemezsin
Eflatun mu pembe mi?ateş,kor diyemezsin!
Ne bir ressam eli ne de bir şair dili
O renkleri çizemez anlatamaz besbelli
Herkese ilgi vardır memleket olayında
Başa bir tad gizlidir zorunda kolayında
Her şeyinde bir ahenk her şeyinde bir tad var
İçimizde sevinçten sanki bir çift kanat var
Doyulur mu seyrine ay yıldızlı bayrağın
Uğrunda kim can vermez bu güzelim toprağın
Ne mutlu bu ülkede varlık olmak bir zerre
Anayurtta yaşayan bahtiyardır bin kere
 

 

Ülkücü gençleri çok seven Serdengeçti, 21 Mart 1970 tarihinde komünistler tarafından şehit edilen Süleyman Özmen'in şehadetî üzerine, Millî Hareket Dergisi'nin 1970 yılının Nisan ayında 45. sayısında yayınlanan şiirde, duygularını şöyle ifade ediyordu:

 

BİR ŞEHİDİN ARDINDAN
Ey kurşunlarla yerlere serilen
Al bayraklara sarılan yiğit!
Eyşehitoğlu şehit!Ömrünün baharında,
Şehitler diyarında
Bir bahar sabahı
Zikrederken Allah 'ı
Namertler sana,
Pusu kurdular...
Seni kahpece arkadan
Vurdular
Bir bahar sabahı...

Açmamıştı henüz yurt çiçekleri
Vatan gülleri.
Vurdular seni, vurdular
Moskof dölleri...

Namert kurşunlarla yerlere serilen
Ey al bayraklara sarılan yiğit!
Ey şehit oğlu şehit!

Her gün sosyal - itler
Ürüyorlar.
Rüyalarında Barzani'yi görüyorlar.
Kan döküyorlar
Vatan çocuklarının
Tırnaklarını söküyorlar.

Sıkılmış yumruk ar.
Sıkılmış dişler.
Evet bütün bu işler
Türkiye 'de oluyor.
Türkiye'de Türkler
Öldürülüyor, ölüyor..

Nerde hükümet,
Nerde kanun,
Nerde adalet,
Rezalet, rezalet, rezalet.'..
Amma bu millet düşmanı tanırsa,
Bir şahlanırsa,
Bu sosyal - itleri,
Para ile satılmış parazitleri
Bir anda boğar...
Bu işler böyle gitmez kardaşım
Yarın ufuklardan, güneşler doğar!..
Ey cepleri rubleli,
Moskova kıbleli kızıl, rezil.
Nasıl olsa bu millet sizleri haklar
Alçaklar, haklar...
Sen rahat uyu yiğidim
Arslan şehidim.
Rahat uyu..."

 

 

 

HAZRETİ MEVLANA'YI ZİYARET

 

Erenlerde uyku olmaz,

Uyan pirim, uyan gayrı!..

Bak, içime girdi korku,

Uyan pirim, uyan gayrı!..

 

Yürekten bir çekerek ah,

Gezdi bu can dergah dergah

Korkum nedir bilir Allah,

Uyan pirim, uyan gayrı!..

 

Öz şîrine kana kana,

Aşk oduyla yana yana,

Mecnun gibi koştum sana,

Uyan pirim, uyan gayrı!..

 

Kondugum yer Konya hanı,

Aşıkların öz vatanı,

Ey gönlümün ilk sultanı,

Aç gözünü, uyan gayrı!..

 

Durup hakkın divanına,

Katıldım aşk kervanına,

Kerem kılıp hayranına,

Uyan, pîrim, uyan gayrı...

 

Söyle aşık yanık yanık,

Yeşil Türbe olsun tanık,

Madde uyur, ruh uyanık,

Uyan pîrim, uyan gayrı!..

 

Yağdırdılar durmadan ok,

Delik deşik oldu bağrım!..

Yüz sürünce dergahına;

Dindi -şükür- dinmez ağrım!..

 

Konya, 6 Nisan 1947

 

 

 

 

İMPARATORLUĞA MERSİYE

(Rumeli ve Balkanlar'a dair)

 

Bin yıl oldu toprağına basalı

Hayli oldu kılıçları asalı,

Bülbüllerin onun için tasalı,

 

Sazlar kırık, ayar tutmaz telleri?

Biz neyledik o koskoca elleri? ..

 

Yol görünür , hakan emir verirdi,

Dalga dalga ordularım yürürdü,

Hamlemizden dağlar taşlar erirdi,

 

Dolu dizgin aştık nice belleri,

Biz neyledik o koskoca elleri? ..

 

Yıldız dogar, talihimiz belirir,

Sabah olur, ulufeler verilir,

Bir seferde dört krallık serilir ,

 

AI al ettik, kara kara tülleri,

Biz neyledik o koskoca eIleri? ..

 

Ferman çıkar, dal kılıçlar takınır,

Meydanlarda Rabbe dua okunur ,

Gölgemizden bütün cihan sakınır ,

 

Andırırdık coşkun akan selleri,

Biz neyledik o koskoca elleri? ..

 

Kosovalar, Plevneler bizsizdir,

Yosun tutmuş camilerim ıssızdır,

Boynu bükük minareler öksüzdür,

 

Açmaz olmuş Kızanlığın gülleri,

Biz neyledik o koskoca elleri? ..

 

Hali görür, geleceği sezerdik,

Bir zamanlar ta Vistül'de gezerdik.

Haritayı biz kendimiz çizerdik,

 

Fetheyledik deryaları, çölleri,

Biz neyledik o koskoca elleri? ..

 

Rodopların ak başları yaslıdır ,

Serdengeçti gônül, artık usludur,

Rüzgarları bile matem seslidir ,

 

Zafer, zafer der, eserdi yelleri,

Biz neyledik o koskoca elleri?!..

 

 

 

 

MEKTUP-I
Dilimin ve kalemimin ucundasın,
Fakat kalbimin içinde,

Şu tükenen yıllara sor, gecelere
Gündüzlere sor: Kiminleyim ben?

Hiç sizin semtinizde vefa rüzgarı esmez mi?
Dağlara seslendim, onlar bile ses verdi de
Sen neden susuyorsun?!..

Ses ver de senin semtinden esecek vefa
Ve aşk rüzgarlarına bağrımı açayım... Ciğerlerime çekeyim..
''Beni ne yapacaksın'' deme
''Sen benim yüzümden ne hale gelmişsin'' de...
Yollarda ayak izlerini gördüm.
Bu izlere yüzümü sürdüm.
Evet buralardan geçen sensin!..
Yollardan geçtigin gibi benden de mi geçeceksin?
Yollardaki izlerini başka izler bozar , siler ...
Fakat kalbimde bırakıtıgın izler ebedidir , bozulmaz, silinmez
Seni düşüne düşüne, düşüme giriyorsun.
Onun için ben, gündüzlerden çok geceleri sever oldum

Senin olmadığın yerde, güneş yok bana.
Ateş yok bana... Hayat yok bana... .
Muhacir kuşlar sıcak iklimlere göçtüler.
Demek ki göç zamanı... Benim kuşumsa
..Aşk'' denilen kafeste çırpınıp durur.
Seninle olduktan sonra herşey sıcaktır bana.
Sonbahar bile ilkbahar gibidir .
Bir baktın canımı yaktın
Bir daha bak ki, kül olayım, savrulayım...
Bu bayram da sensiz geçti. Seninle olunca her gün
Bayram bana. Sen olmayınca bayramdan ne haber?
İş bildigin gibi degil. Bilmedigin gibi...
Sen kendine bakma, bana bak... Neler oluyor, o
zaman anlarsın
Öldügüm zaman mezarıma gcl.
De ki: ''Bu adam benden neler çekti?
Ey toprak, böyle bir dertliyi sen nasıl çekiyorsun? ..''

 

 

 

SEVMEK VE SEVİLMEK GİBİ TAT VAR MI Kİ BAŞKA

Geçmişte gömülmüş ne de çok hatıralar var.
Bir sevgili mes'ut ise bir başkası aglar,
Bir eski gönül yaresi sızlar da derinden,
Bir ok yeniden kalbi vurur dertli yerinden,
Bir damla şaraba, bir içim suya kanılmaz,
Bir tatlı güne ertesi gün pek inanılmaz,
Madem ki hayalın yolu er-geç bitecektir,
Her sevgili varlık kara toprağa gidecektir,
Öyleyse neden binbir üzüntüyle yanarsın?
Bir hi1uranın zevkini özlemle anarsın?
Günler değil, aylar boyu, yıllar boyu olsa,
Bir sevgiye insan doyamaz, ömrü de dolsa.
Ver kendini, koyver yine taptaze bir aşka!
Sevmek ve sevilmek gibi tat var mı ki başka?

 

 

 

 
 

Hayatı

Şiirleri

Ayasofya Destanı

Resimleri

 

"Ayasofya,

Ey muhteşem mâbed,

Gel etme,

Bizi terketme!..

Bizler Fâtih'in torunları, yakında putları devirip,

Yine seni câmiye çevireceğiz..."

Serdengeçti

© Alperen Otağı 2000-2008

E-posta: alperen@feyizler.org Bu site Alperen tarafından hazırlanmaktadır.

Son Güncelleme Tarihi : 30.05.2009 20:56