Anasayfa
Mehmed Feyzi Efendi
Başbuğ
Serdengeçti
Ozan Arif
Musa Özdağ
Hat San'atı
Resimler
Tasarımlar
Türk Adları
Şiirler
Tasavvuf
Söyleşi
Kitap Özetleri
Ziyaretçi Defteri-Yeni
Bağlantılar
Site Haritası
Alperen'den
Not Etttiklerimiz-Yeni

 

 

 

ARDINDAN SÖYLENENLER

BAŞBUĞ TANRI DAĞINDA*

Burada başsağlığı orada gözler aydın ;

İki ayrı dünyada iki ayrı tören var.

 

Allah katından gelen bir yüce buyruk üzre,

Aramızdan ansızın çadırını deren var.

 

Orada ecdat ruhu şadumanlık içinde.

Burada tamu içre gönüllerde boran var

 

Eksilmiş bir yanımız, çarpılmış gibiyiz hep,

Allah korusun, san ki Bozkurtluğa kıran var.

 

Yukardan gök mü bastı, altta yer mi çöktü ne?

Kimsede ağız, dil yok; gözleriyle soran var.

 

Buradan uğurlarken onu binlerce Bozkurt,

Orada karşılayan binlerce Alp-Eren var.

 

Ogün Tanrı Dağında tan ağardığı çağda,

Dediler; Oğuz Han’ın otağına giren var.

 

Ve Tanrı Kut-Mete’nin huzurunda Başbuğ’u

Kür Şad’la Kül Tigin’le diz vururken gören var.

 

Töredir, konan göçer, doğan gün batar elbet,

Tanrı zeval vermesin ; DEVLET , Din ve Kur’an var.

 

Dayanılmaz olsa da Başbuğsuzluğun acısı,

Ulu Allah’a şükür, yine soy var Turan var.

 

Niyazi Yıldırım GENÇOSMANOĞLU

***Bu ağıt büyük Türkçü ATSIZ'ın ölümü üzerine kaleme alınan şiirden uyarlanmıştır.

 

RAUF TAMER/SABAH

ALPARSLAN TÜRKEŞ

Solcu olun, sağcı olun, dinci olun, ateist olun ne olursanız olun, ama önce Türkeş gibi mücadele adamı olun...

Siyasetçilere söylüyorum bunu... Hangi fikri ve felsefeyi benimserseniz benimseyin, ama inanç ve çizginizde, önce Türkeş kadar sağlam olun.

Bu bir.

İkincisi... Muhalif olun, muvafık olun, münafık olun, ne olursanız olun, ama önce Türkeş kadar vatansever olun.

Son günlerde iki şey düşünüyordu:

1- MHP'yi daha çağdaş bir çizgiye taşımak... bunu yaparken de önce uzman kadrolarla vitrinini süslemek ve böylece iyi yetişmiş vatan evlatlarının MHP'ye iltihakını hızlandırmak...

Kendisi için değil Türkiye için.

Ama nerden başlamak? Kimden, kimlerden, hangi kesimden başlamak? Ve nasıl?

Devamlı bunu düşünüyordu.

2- İlle de DYP-ANAP bütünleşmesini sağlamak...

Eğer bir seçim ittifâkı gerekiyorsa, bir tanesiyle asla, ikisiyle beraber ittifak'ı şart koşmak...

Kendisi için değil, Türkiye için.

Önce onları birbirine mecbur etmek, iyi bir katalizör olmak, seçimden sonra da gerekiyorsa ayrılıp diğer ikisini başbaşa bırakmak ama yine gerekiyorsa yola üçlü olarak devam etmek.

Devamlı bunu düşünüyordu.

Düşünmediği tek şey vardı. O da ölmek.

Bir de üzüntüsü vardı.

Yanlış yola sapmış bazı eski MHP'lilere hep ülkücü baba denmesi.

Bu kahrediyordu onu.

Hiçbir organik bağları kalmadığı halde, ülkücülüğün yeraltı dünyasıyla birlikte anılmasına haksızlık ve insafsızlık diyordu.

Söylediği şuydu:

- Suçlu'nun solcusu sağcısı olmaz. Suçlu suçludur. Nerden çıktı bu tefrik?

Sonra da cevabını kendi veriyordu:

- Tabii... hezimete uğramış eski komünistler, bizden intikam alıyor.

Daha sonra da dönüp yeni ülkücülere, her şölende sesleniyordu:

- Şartlar ne olursa olsun, sizi kim zorlarsa zorlasın, Sokağa çıkmak yok... Asla yok... Tabancayı hafızalarınızdan silin. Elinizde sadece kalem göreceğim, kitap göreceğim.

Bu lâflar, büyük alkış topluyordu... Hele laik ve demokratik Türkiye deyince, kalabalıklar coşuyordu.

Irkçılıktan kesin milliyletçiliğe dönmüş, Osmanlı motiflerini Atatürk Türkiyesi'yle süsleyerek, kafasında Yeni MHP diye bir olgu çizmişti.

Şimdi bu satırları bazı okuyanlar, mutlaka diyecektir ki:

- 25 yıl evvel niye bunu düşünmemiş?

"Dün dündür, diyerek bu soruyu savamam.

Ama fena mı olmuş?

Değişim ve gelişim yapmakta hata mı etmiş?

Öbürleri gibi köhne mi kalaydı?

Çizgisini tavizsiz sürdürüp ama sivri köşeleri de yontmak, keşke öbür liderlere de nasip olsa.

O'nun öldüğünü Selâhattin Sadıkoğlu'ndan öğrendim.

Ceylan-İnter Continental'de yemek yerken, birden karşıda Selâhattin gözüktü. Kulağıma eğilip bu haberi -üzülerek- fısıldadı. Sonra da sür'atle çıktı. Herhalde TGRT'ye gitti.

Masadakilere önce söyleyemedim.

 

Saate baktım.

Yazımı değiştirebilir miyim diye düşündüm. Ama kendimde o mecali bulamadım.

Bulamayınca teslim oldum, masaya patladım.

Mete hüngür hüngür ağlıyordu.

Kalktık ve dağıldık.

Türkeş'i sevin veya sevmeyin. Ama tanıyın. Dilerseniz bu yazının 1'inci bölümünü yeniden okuyun.

Başın sağolsun Türkiyem.

 

 

KAR YÜZBİNLERİ DURDURAMADI

Türkiye'nin dört bir yanından Ankara'ya, liderlerini son yolculuğuna uğurlamak üzere akın eden MHP'lileri, yurdun büyük bölümünde, özellikle de Ankara'da hayatı felç eden soğuk ve kar yağışı engelleyemedi. Onbinler, zaman zaman tipiye dönen kar altında, "Türk ne yapar Türkeş'siz" sloganları ile yürüdü.

 

Cuma günü yaşamını yitiren MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş'in cenaze töreni için ilk toplanma Bayındır Tıp Merkezi önünde oldu. MHP yetkilileri ve binlerce ülkücü, Türkeş'in naaşını almak için bildirilen saatten çok önce Tıp Merkezi'ne geldiler.

Şehir dışından gelen araçlar dün saat 04.00'e doğru hastaneye yığılmaya başladı. Bu saatten itibaren trafik de aksadı. Cenaze için Ankara'ya akın eden partililerin yoğunluğu ve kar yağışı, Başkent'e giriş yolları ile kent içinde trafiği felce uğrattı. Eskişehir ve Konya yolları tıkandı.

Türkeş'in cenazesine katılmak amacıyla yurdun dört bir yanından Başkent'e gelen partililer ve vatandaşlar, dün saat 03.00'ten itibaren Bayındır Tıp Merkezi önünde ve çevresinde toplanmaya başladılar. Bayındır Tıp Merkezi'nin Eskişehir Yolu üzerinde bulunması nedeniyle, kente bu istikametten gelen yollar saat 05.15'te tamamen trafiğe kapandı. İşlerine veya okula gitmek isteyenler, Eskişehir Yolu boyunca yürümek zorunda kaldılar.

Ağar'a mesaj

Türkeş'in oğlu Tuğrul Türkeş saat 07.30'da hastaneye geldi ve babasının baş ucunda bir süre dua okudu. Saatler 08.30'yi gösterirken, Türkeş'in morgdan alınan naaşı Keçiören Belediyesi'ne ait cenaze arabasına konuldu.

Karanfillerle süslü cenaze arabası saat 08.45'de yola çıkarıldı. Türkeş'in cenazesi, yoğun izdiham nedeniyle 100 metre ilerideki Eskişehir Yolu'na ancak 25 dakika sonra, saat 09.10'da çıkabildi.

Bu sırada korteje, Devlet Bakanı Bekir Aksoy ile DYP Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar da katıldılar. Aksoy ve Ağar'ın katılımı sırasında "Bozkurtlar yuvaya" sloganları duyuldu.

Parti örgütünün, "Törende sadece Türk Bayrağı taşınacak" şeklindeki çağrısına rağmen, törene katılanların elinde Türk Bayrakları'nın yanısıra MHP bayrak ve flamaları çeşitli pankart ve dövizler yeraldı. Taşınan pankartlarda "Ruhun şad olsun. Türk'ün gerçek başbuğu", "Türkeş gibi lider yüzyılda zor çıkar", "Başbuğlar ölmez", "Yüreklerde yaşar", "Mekanının cennet olsun bilge başbuğu", "Yüce başbuğ ülkün ile yaşayacaksın", "Türk eşsiz Türk emsalsiz, Türk ne yapar Türkeş'siz", "Türk İslam aleminin başı sağolsun", yazıları dikkat çekti.

Bu arada, sık sık "Başbuğ Türkeş" sloganı atıldı.

 

Uyarı yapıldı

Cenaze kortejinin önünde bir partili tarafından taşınan Türkeş'in posteri yer aldı. Parti yöneticileri megafonla, sürekli tekbir getiren kortejdekileri uyararak, slogan atılmaması sadece tekbir getirilmesini istediler.

Yoğun izdiham nedeniyle doğabilecek sağlık sorunlarının giderilebilmesi amacıyla, cenaze kortejinin önünde Sağlık Bakanlığı ve Kızılay'a ait 3 ambulans yeraldı. Ülkü Ocakları'na ait bir araç da kortejin en önünde polis araçlarıyla birlikte yürüyüş kolunun önünün açılmasına çalıştı.

Cenaze korteji, İnönü Bulvarı boyunca yolun her iki tarafındaki MHP'li gençlerin oluşturduğu güvenlik çemberi arasında Meclis'e doğru ilerlerken Bursa İl Başkanlığı'na ait bir araçtan da sürekli olarak "provakasyonlara karşı dikkatli olunması" yönünde uyarı anaonsları yapıldı.

Trabzonlu Ünal

Tuğrul Türkeş, Devlet Bakanı Bekir Aksoy ve DYP Eazığ Milletvekili Mehmet Ağar ile bazı partililer, cenaze aracının hemen arkasında, Ülkü Ocakları Genel Başkanı Azmi Karamahmutoğlu ve diğer yöneticiler de aracın önünde yürüdüler. Tekbir sesleri ve gözyaşları arasında ilerleyen cenaze kortejinde Trabzonsporlu Ünal, Sezer İnanoğlu gibi tanınmış bazı simalar da yer aldı.

Meclis'e geç geldi

Cenaze korteji, Bayındır Tıp Merkezi ile Meclis arasındaki yaklaşık 4 kilometrelik mesafeyi, 20 dakikalık gecikme ile 2 saatte alabildi. Meclis'teki törene, Türkeş'in eşi Seval Türkeş, büyük oğlu ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Tuğrul Türkeş ile diğer çocukları katıldı.

Tören alanına ilk gelen lider Mesut Yılmaz, son gelen lider ise Deniz Baykal oldu. Yılmaz'ı, Muhsin Yazıcıoğlu izledi ve iki lider yan yana durdular. DSP Genel Başkanı Ecevit ise tören başlayana kadar KKTC Başkanı Eroğlu ile sohbet etti. Meclis'teki törene Başbakan Erbakan ve Başbakan Yardımcısı Çiller de katıldı. Çiller, Türkeş Ailesi'ne başsağlığı diledikten sonra bir süre Türkeş'in yakınlarının arasında durdu, daha sonra Bakanlar Kurulu için ayrılan yere geçti.

Törende Türkeş'in özgeçmişinin okunmasının ardından bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Dikmen nizamiyesinden Meclis'e getirilen Türkeş'in naaşı, Çankaya kapısından MHP Genel Merkezi'ne götürüldü.

Türkeş'in naaşı cenaze arabasına konduktan sonra Çiller, Türkeş'in ailesine Çankaya kapısına kadar eşlik etti.

 

 
 

Hayatı

Ardından

Söylenenler

Bilinmeyen

Yönleri

Resimleri

Devlet'i

Sözleri

12 Eylül

Savunması

 

 

© Alperen Otağı 2000-2008

E-posta: alperen@feyizler.org Bu site Alperen tarafından hazırlanmaktadır.

Son Güncelleme Tarihi : 30.05.2009 20:56